• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/groups/1384652821809728/
  • https://twitter.com/Kifsamer
 Sesli Kitap Dinle
 
İnsan Elçi ( Belgesel )
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam73
Toplam Ziyaret38241
"Hakkı batılla karıştırmayın, bile bile gerçeği gizlemeyin" 
(Bakara 42)

"Andolsun, biz bu Kur'an'da insanlara her türlü misali verdik"
(Rum 58)

"Biz kitapta her şeyi etraflıca açıkladık" (Nahl 89)
"Aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet, onların arzularına uyma" (Maide 49)
 "Eğer Peygamber bize bazı sözler izafe etmeye kalkışsaydı, elbette onu bundan dolayı kıskıvrak yakalardık; sonra da onun şah damarını keser atardık. Hiçbiriniz buna engel de olamazdınız"
(Hakka 44/47)

"Onların çoğu zandan başka bir şeyin ardınca gitmiyor. Doğrusu da şu ki zan, gerçek namına bir şey ifade etmez" 
Yunus 36


"Benden Kuran dışında hiçbir şey yazmayın. Kim benden Kuran dışında bir şey yazmışsa imha etsin.” (Müslim, Sahihi Müslim Kitab-ı Zühd, Hanbel, Müsned 3/12, 21, 33)
“Allah elçisinden sözlerini yazmak için izin istedik, bize izin vermedi.”
(Tirmizi, es-Sünen, K. İlm, sayfa 11)

"Biz hadis yazarken Hz. Peygamber yanımıza geldi ve “Yazdığınız şey nedir?” dedi. “Senden işittiğimiz hadisler” dedik. Hz. Peygamber dedi ki: “Allah’ın kitabından başka kitap mı istiyorsunuz? Sizden evvelki milletler Allah’ın kitabı yanında başka kitaplar yazdıkları için yoldan çıktılar.” (Hadis)


“Kuran`dan başka hidayet kaynağı arayan sapıtmıştır” (Tirmizi 2906)


"Allah’ın kitabında helal kıldığı helal, haram kıldığı haramdır. Hakkında sustuğu ise serbesttir. Allah’ın serbest bıraktıklarını kabul edin ve bilin ki Allah hiçbir şeyi unutucu değildir" (Ebu Davud, Tırmizi)


"Kim Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın elçisi olduğuna şehâdet ederse Allah ona ateşi haram kılacaktır"
(Müslim)
(Bu sahih hadise göre Allah'a ve peygamberin elçi oluşuna iman kurtuluş için yeterli)


Zan kaynak olursa hurafe din olur! Kaynak bir olmadan ümmet bir olmaz" 



Üyelik Girişi
KİFSAMER
www.izzetgullu.net

KİFSAMER
www.demokrasinimettir.com
Allah'tan başka ilah yoktur

Dikkat !

Hz. Muhammed O'nun
kulu ve elçisidir

Anasayfa




HALİHAZIRDA YAŞANILAN DİN İNDİRİLEN DİN Mİ?

Hristiyanlık bozuldu diyorlar! "Neden" diye soruyorsunuz, çünkü 1 İncil zamanla 4 İncil oldu diyorlar! Doğrudur! Gerçekten de böyledir! Peki bizim din neden bozulmadı? Bizim din de başlangıçta sadece 1 kitaptan ibaretken zamanla Buhari, Tirmizi, Müslim, Ebu Davut vs diye en az 5 - 10 kitap olmadı mı? Bir dinin bozulması için illaki papaz elinin mi değmesi gerekiyor? Hristiyanlığa kendi görüşlerini sokanlar ve beşer sözlerini dinselleştirenler için "Onlar papazlarını / rahiplerini rab edindiler" diyen Allah aynı şey bizde olunca yarın aferin mi diyecek? 
Hemen belirtmeliyim ki bize din konusunda yalan söylemişler! Bunu nereden anlıyoruz? Kur'anı anlayarak okuyunca! Bu gerçeği görünce, "Düşünüp öğüt almanız için indirildi" denilen Kur'anı bize asırlar boyu neden anlayarak değil de sadece Arapça okuttuklarını daha iyi anlıyor insan! Çünkü Kur'an deşifre ediyor kurdukları Kur'an dışı paralel dini! Aynı zamanda furkan (hakkı batıldan ayırma) özelliği olan Kur'an hak ile batıl olanı ayırarak her şeyi açığa çıkarıyor! Bize yalan söylemişler diyoruz çünkü böylesi devasa bir yanlışın/aldatışın sehven gerçekleşmiş olması imkansızdır! Evet! Kur'anda apaçık bir hakikat olduğu halde dinin sadece vahiy olması gerçeğini bizlerden asırlarca gizlemişler. Sanki yüce Allah eksik bir din, noksan bir kitap yollamış gibi, sanki yüce Allah, "Bugün dininizi kemale erdirdim" buyurmamış gibi Kur'anın önüne ve yanına bir sürü beşeri ilaveler koymuşlar. Bir kısmı ilahi, daha büyük bölümü ise beşeri olan bu karma/katıklı dine "İslam" demişler. Oysa Allah'ın İslam dediği din sadece kendi emir ve yasaklarından (buyruklarından) oluşan, yüzde yüzü ilahi olan saf/halis bir dindi! Böylece yüce dinimizi çok otoriteli, çok ortaklı bir şirk/et dinine çevirmişler. Bu sitede sözü edilen hazin aldatışı, bu büyük aldanışı deşifre ediyoruz! Bunu yaparken de birilerinin görüşlerini, ulemanın vs bakış açılarını, kendi zorlama yorum ve tevillerimizi değil; sadece Kur'anın apaçık ayetlerini baz alıyor, bir çok ayette emredileni yaparak aklımızı işletiyoruz!  Aslında sözü edilen bu dramatik olguya pek de şaşırmamak gerekiyor. Çünkü tarih boyunca tüm ilahi dinler zamanla bozulmuştur. Daha da ilginci tarih boyunca tüm dinleri ne ateistler ne kendi halk tabakaları ne de başka dinlerin mensupları tahrif etmiştir. Şu tartışma götürmez bir gerçektir ki her dini kendi ilmiye sınıfı ve ruhbanları bozmuştur. Bu acı ve düşündürücü olay her devirde ya ilahi kitabı alenen tahrif etmek ya da dine bazı beşeri ilaveler sokmak suretiyle gerçekleşmiştir. Kur'an korunduğu için bizim dinimiz ikincisinden nasibini almıştır. Sonuç olarak eksikliklerden münezzeh olan Allah'a eksik bir din, noksan bir kitap yolladı muamelesi çekilmiş, böylece Allah kuluna (kulunun izahlarına / ilavelerine) muhtaç duruma düşürülmüştür. Dolayısıyla da Allah'a kendi dininde ortak konumuna getirilmiştir! Artık Allah Kur'anda tek sahibi olduğu söylenilen hükmün ve bir hükümler manzumesi olan dinin elçisi ve ulemayla birlikte üç kurucu ortağından birisidir! Bu karma/katıklı din Allah'ın Kur'anda tarif ettiği saf/halis İslam dini değildir. Çünkü dediğim gibi bu yeni dinde sadece Allah değil; elçisi ve ulema da buyurabilir! Bu geleneksel din sadece Allah'ın söz ve buyruklarından değil; ayrıca elçiye ait olduğu iddia edilen sözlerden ve ulamanın çoğu tartışmalı olan görüşlerinden oluşmuştur. Bu dinin üç kurucu ortağı, dolayısıyla da üç sahibi vardır!  Kula ait olan, kulaktan kulağa aktarma yoluyla gelen, dolayısıyla kesinlik arzetmeyen rivayetler, çoğu birbiriyle tartışmalı ve çelişkili olan beşeri görüşler yani Kur'ani terminolojiyle söyleyecek olursak zan ve tahminler din olabilir mi? Olmuş işte! Evet! Allah'ın çoğunluk kendisine uyar diye haber verdiği, kesinlikle sakının diye uyardığı, gerçeğin yerini tutmaz dediği "zan" din olmuş! Ehemmiyetine binaen tekrar etmek gerekiyor: Bu geleneksel dinde üç ayrı söz sahibi, üç ayrı otorite vardır. Oysa bu çok ortaklılık Kur'ana göre açıkça şirktir. Dinde Allah'tan başka ilah / otorite yoktur. Dinde Allah'tan başka kimse söz söyleyemez! Allah dininin ortağı değildir; tek sahibidir! Kur'ana göre Allah hükmüne yani dinde söz söyleme (emretme, buyurma, ilave yapma vs) yetkisine kimseyi ortak etmez. Zaten tek ilah olmak da bunu gerektirir. Yine Kur'ana göre beşeri olan din olamaz. Din kaynağı yüzde yüz ilahi olandır. Din sadece Rab katından gönderilen, elçisi eliyle bize harfi harfine tebliğ edilendir. Bu anlatılanlar ne yazıktır ki meselenin sadece bir yönüdür. Konunun bir diğer yönü ise şudur: İslam aleminde yaşanılan tüm bid'atların, hurafelerin, sömürülerin; din eksenli recm, mürtetlik, tekfir vb. acıların / zulümlerin; mezhep eksenli tartışmaların, ayrışmaların, kavga ve düşmanlıkların, savaşların; hikayeci, menkıbeci, tekkeci, türbeci, tarikatcı din anlayışının en önemli nedeni Kur'an dışı zan kaynaklarıdır. Dini lime lime parçalayan, ümmeti gruplara / fırkalara / hiziplere bölen; güzel dinimizin sevgi, barış, hoşgörü içeren merhamet dolu yüzünü karartan; kolaylaştırmayıp zorlaştıran; yaklaştırmayıp uzaklaştıran; sevdirmeyip soğutan; insanları dindarlaştırdığı ölçüde ruhbanlaştıran ve aşırılaştıran; dindarlığımızın genetiğini bozan; dinimizi de ümmeti de asırlardır mahveden en önemli faktör rivayet kültürünün yani zan kaynaklarının din edinilmesidir. Oysa Kur'ana göre insan ürünü olan şeyler din olamaz! Din hem zan  değil, kesin bilgi işidir hem de kaynağı ilahi olandır. Sorunlar sebeplerinin zıddıyla tedavi edilir. Öyleyse çare dinin tek kaynağının Kur'an olmasıdır. Çare beşeri olanla ilahi olanın, zan olanla kesin olanın, yani hak ile batılın birbirinden ayrılmasıdır. Çare asırlardır gizlenen bu ilahi hakikatin hızla yayılmasıdır. Kaynak bir olmadan itikadımız asla tevhid olmayacaktır. Kaynak bir olmadan tartışmalar, ayrışmalar, ihtilaflar, kavgalar, hurafeler, sömürüler asla bitmeyecek; dinimiz paramparça, coğrafyamız ise kan gölü olmaya devam edecektir. Kaynak bir olmadan acılar son bulmayacak, ümmet asla bir olmayacaktır! Öyleyse tek çare Allah katından bize uzatılan tek 1 ipin olduğunu bilmek ve ona sımsıkı sarılmaktır. Çare Kur'anı duvardan indirmek, onu sadece alimler anlar sinsi algı tuzağını elimizin tersiyle itmek, aracılara, uyutuculara, uyuşturuculara artık son vererek ilahi kelamın esas ruhu olan mesajına direkt muhatap olmaktır. Unutmamalıyız ki bizler dinin tek kaynağı olan ilahi mesajın birinci dereceden muhataplarıyız! Allah yüce kitabında ey alimler, ey hocalar vs. demiyor; ey iman edenler, ey insanlar diyor. Allah bizi bu şekilde direkt muhatap almış ise bizim de bu sese direkt olarak kulak vermemiz gerekiyor. Aksi halde sadece yukarıda bahsini ettiğim sorunlar yumağı içinde kıvranmayacak, ayrıca kula kul olmaya devam edeceğiz! "Elif-Lam-Ra. (Bu) öyle bir kitaptır ki, Allah'tan başkasına kulluk etmeyesiniz diye ayetleri hikmet sâhibi, her şeyden haberdar olan (Allah) tarafından sağlamlaştırılmış, açık ve anlaşılır kılınmıştır" (Hud 1-2) Öyleyse haydi ayetleri Allah tarafından apaçık kılınmış olan duru ilahi mesajla aracısız / şirksiz buluşmaya! Öyleyse haydi dini sadece tek sahibi olan Allah'a has kılmaya! Öyleyse haydi dinimizi tek sahibi, tek öğreticisi (rab, mürebbi, mürebbiye) olan Allah'tan öğrenmeye!


Eksikliklerden münezzeh olan Allah eksik din / noksan kitap yollamaz! 
"Biz kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık" (En'am 38) 


KUR'ANA GÖRE ELÇİNİN GÖREVİ

 
   "Elçinin görevi ancak bildirmektir" (Maide 99) - "Ey Muhammed deki: Ben sadece beşer bir elçiyim" (İsra 93) - "Onların üzerinde zorlayıcı değilsin" (Kaf 45) - "Sen öğüt ver! Çünkü sen ancak öğüt verensin" (Gaşiye 21) - "Yüz çevirirseniz bilin ki, elçimize düşen sadece apaçık duyurmadır" (Tegabün 12) - "Sadece, tehdidimden korkanlara Kur'an ile öğüt ver" (Kaf 45) - "Biz seni şahit, uyarıcı ve müjdeleyici olarak gönderdik" (Fetih 8) - "Sana düşen sadece duyurmaktır" (Şura 48) - "Sen onların üzerinde vekil değilsin" (Zümer 41) - "Resullere düşen açık bir tebliğden başkası değildir" (Nahl 45) - "Sana düşen şey ancak tebliğ etmektir" (Ali İmran 20) - "Senin görevin mesajımızı duyurmaktır" (Rad 40) - "Senin görevin buyruklarımızı onlara açıkça duyurmaktan ibarettir" (Nahl 82) - "Ey Muhammed seni müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik" (İsra 105) - "De ki: Ey insanlar ben sizin için sadece açık sözlü bir uyarıcıyım" (Hacc 49) - "Ey Muhammed: Biz seni sırf uyarıcı ve müjdeleyici olarak gönderdik" (Furkan 56) - "Peygambere düşen apaçık bir tebliğden başka bir şey değildir" (Ankebut 18) - "De ki: Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım" (Ankebut 50) - "Sen sadece bir uyarıcısın" (Fatır 24) - "De ki: Ben sadece bir uyarıcıyım" (Sad 65) Sonuç: Elçinin görevinin sadece iletmek olduğu bu kadar açıkken iletmediği yani vahiy olmayan şeyler nasıl dinimiz oldu?

KUR'AN KENDİSİNİ BÖYLE AÇIKLAR

Resulüm insanlara, "Ben sadece beşer bir elçiyim de" (İsra 93) Dolayısıyla, "Sadece sana bildirilen vahye uyacağını söyle" (En'am 50) Unutma ki, "Ben hükmüme kimseyi ortak etmem" (Kehf 26) Sakın karıştırmasınlar: "Sen sadece apaçık bir uyarıcısın" (Ankebut 50) O yüzden, "Sadece tehdidimden korkanları Kur'an ile uyar" (Kaf 45) Çünkü ben, "İleride sizi Kur'andan soracağım" (Zuhruf 44) Meraketmeyin, "Biz o kitapta hiç bir şeyi noksan bırakmadık" (En'am 38) Üstelik de, "Biz kitapta her şeyi etraflıca açıkladık" (Nahl 89) Haliyle de, "Kur'andan başka hakem aramasınlar" (En'am 114) Herkes şunu iyi bilsin ki, "Ben şirki yani ortaklığı asla affetmem" (Nisa 48) İşte Allah ayetlerini böyle açıklar ki O'ndan başkasına kul olmayasınız! (Hud 1-2)

ÇOĞUNLUK ÖLÇÜ MÜ

1- İnsanların çoğuna uyan sapıtır. (Enam 116) 2- Allah’ın mucize yaratabileceğini çoğu bilmez. (Enam 37) 3- Rızkı Allah’ın verdiğini çoğu bilmez. (Sebe 36) 4- İnsanların çoğu kâfirdir. (Nahl 83) 5- Çoğu fasıktır. (Maide 49, 81,Tevbe 8, Hadid 16, 27
6-
 Çoğu müşriktir. (Rum 42)  7- Çoğu inanmaz, iman etmez. (Bekara 100, Hud 17, Rad 1) 8- Çoğu inkârcıdır. (İsra 89) 9- Çoğu gâfildir. (Yunus 92)  10- Çoğu şükretmez. (Bakara 243, Yunus 60, 

Yusuf 38) 11-Çoğu zanna uyar.  (Yunus 36) 12- Çoğu nankördür. (Furkan 50) 13- Çoğu yalancıdır. (Şuara 223) 14- Çoğu Allah’a ortak koşar. (Yusuf 106)  15- Çoğu haktan hoşlanmaz. (Zuhruf 78) 16- Çoğu Kur’andan yüz çevirdi. (Fussilet 4) 17- Kâfirlerin çoğu akletmez, kafası çalışmaz. (Maide 103)

BUHARİ ÜZERİNDE AKLETMEK VE ÇIKAN SONUÇ



İŞTE DİN AKIL DEĞİL NAKİL İŞİDİR ANLAYIŞININ SONUCU



PARALEL ZAN KAYNAKLARI DİN OLUNCA İTİKAT BÖYLE OLUYOR


HİKAYE, MENKIBE, KEŞİF VE KERAMET DİN OLMUŞ


KUR'ANDAKİ İSLAMIN ÜRETTİĞİ GERÇEK MÜSLÜMAN TİPİ

"Aralarında indirdiğimizle hükmet, onların arzularına uyma" (Maide 49) Onların kadim arzusu olan rivayetler ve ulema görüşleri indirilen midir? "Biz kitapta her şeyi etraflıca açıkladık" (Nahl 89) Hani Kur'anda her şeyaçık değildi? Hani kitap kulun izahına ve ilavesine muhtaçtı? "Andolsun, biz bu Kur'an'da insanlara her türlü misali verdik" (Rum 58) Hani Kur'anda her şey yoktu? "Benden Kuran dışında hiçbir şey yazmayın. Kim benden Kuran dışında bir şey yazmışsa imha etsin." (Müslim) Kur'an dışında yazılan tüm rivayetler neden imha edilmedi? Peygambere itaat önemli değil mi? Allah'ın kitabında helal kıldığı helal, haram kıldığı haramdır. Bilin ki Allah hiçbir şeyi unutucu değildir. (Ebu Davud, Tırmizi, İbni Mace) Dinimiz sadece Allah'ın koyduğu haram ve helallerden mi ibarettir? "Kim Allah'a ve Muhammed'in Allah'ın elçisi olduğuna şehâdet ederse Allah ona ateşi haram kılacaktır" (Müslim) Peygamberin elçi oluşuna iman yeterli! Hadislere iman şartı yok burada! Hani hadislere inanmayanların imani sorunları vardı?
16.08.2016
Yaşadığımız ve ülkemizin uçurumun kıyısından döndüğü 15 Temmuz darbe girişimi ve sonrasındaki gelişmeler üzerinde yapılan konuşmaları ve analizleri dinlediğimizde büyük ölçüde doğru yere parmak basıldığını görüyor, seviniyoruz! Artık ülkemizde cemaat ve tarikat türü hizipler / yapılar tartışılmakta! Ben de nacizane bu yapılara ve sebep oldukları sonuçlara yönelik olarak ortaya koyduğum bazı tespitlerimi sizlerle paylaşmak istedim! Hurafeci paralel dini kaynaklar: Geleneksel dini kaynaklar hikayeci, menkıbeci, istiareci, keşif ve kerametci içeriğiyle şeyh, gavs, kutup, veli, zat, efendi, hazret gibi yüceltilmiş sıfatlar doğuruyor. Bu imtiyazlı dini unvanlar insanlarda yetersizlik algısına neden oluyor! Bu algının neden olduğu ve dışarıya “Biz kim onlar kim” şeklinde yansıyan duygu da dinde kendilerine belli bir makam izafe edilen kişilere gözü kapalı teslimiyete yol açıyor!
16.08.2016
Allah "Elçimize düşen sadece mesajımızı iletmektir, sadece mesajımızı duyurmaktır" diyor! Bu ne demektir? Allah elçisinin vazifesini neden sadece vahyi dost doğru, motomot iletmekle sınırlıyor peki? Aksi bir durumun mahzuru mu var yoksa? Mutlaka! Yoksa elçiye "Önce sen bir güzel açıkla, herkesin seviyesine uygun hale getir, sonra insanlara aktar" denirdi! Hatta ilk tefsiri elçi yazar yahut yazdırırdı! Ancak bunların hiç birisini göremiyoruz! "Peygamber bizim rehberimiz" diyenler neden öyleyse elçi gibi yapmıyor, neden Allah'ın "sadece ilet" mesajına uygun davranmıyorlar? Neden kendilerine kitap üzerinde elçiden bile öte bir rol veriyor, elçiden bile daha fazla bir misyon biçiyorlar? Neden dinin öğretmenleri edasıyla masalarına kuruluyor, nasıl oluyor da insanları dinin talebesi gibi görerek karşılarındaki sıralara / sandalyelere diziyorlar? Bunlar çok doğru insanlar mı, bu konuda hiç hata yapmazlar mı, yapıyorlarsa bir bildikleri mi vardır?
15.08.2016
Kur'anda sık sık "Ayetlerimizi inkar edenler" denir, dikkat edin, "Kitabı inkar edenler" denmez. Aşağıda başta ruhbanlar olmak üzere müslümanların çoğunun bilerek veya bilmeyerek (açıkça yahut zımnen) inkar ettikleri ayetlerden bir derleme yapılmıştır. Bunlar bu konuya sadece birer örnek mahiyetindedir. "Elçinin görevi ancak bildirmektir" (Maide 99) Müslümanların neredeyse tamamına yakınına göre elçinin görevi sadece bildirmek değildir. Peygambere sadece elçi demek onu basite almaktır. "Allah hükmüne kimseyi ortak etmez" (Kehf 26) Müslümanların çoğu için elçi ve ulema istisnadır. Elçi hadis ve sünnet yoluyla, ulema da içtihat vb isimler altında dine hüküm koyabilir, ilave yapabilir. "İleride Kur'andan sorulacaksınız..." (Zuhruf 44)
14.08.2016
Yeryüzünde halihazırda iki tür İslam vardır! Birisi indirilen İslamdır, diğeri de uydurulan İslam! Bu iki İslam arasında en az Hristiyanlıkla Müslümanlık arasındaki kadar büyük farklar vardır! Oysa çoğu kişi İslam denilince tek bir İslam olduğunu zanneder. Bu zan kesinlikle ve kesinlikle gerçeği yansıtmaz! İndirilen dinde Allah'tan başka ilah yoktur! Peygamber sadece abduhü ve resulühüdür yani Allah'ın kulu ve elçisidir / habercisidir. Bu dinde alemlerin rabbine elçi olmak büyük bir sıfat olarak görülür, Allah'ın takdiri, Allah'a elçi olmak postacılık vs diye küçümsenmez. Bu dinde peygamberler arasında ayrım yapılmaz. Peygamberimize alemlerin efendisi, kainatın efendisi, Allah'ın sevgilisi falan denilmez. Bunlara şirk gözüyle bakılır.
14.08.2016
Rahman ve Rahim Olan Allah'ın Adıyla! "İnsanların çoğu Kur'andan yüz çevirdi" (Fussilet 4) Bu web sayfasında; asırlardır bize anlatılan ve halihazırda yaygın olarak yaşanılan klasik İslam anlayışını Allah'ın akletmeye / düşünmeye / sorgulamaya çağıran sayısız öğüdünü dikkate alarak bir kritiğe / değerlendirmeye tabi tutuyoruz. Yani yaygın dini anlayışı Kur'anın hakemliğinde çek ediyoruz! Allah din konusundaki tartışmalarda size Kur'an yeter buyuruyor! Madem din konusunda asırlardır bitip tükenmeyen bir tartışma ve ayrışma var, öyleyse bu yaptığımız hem Allah tavsiye ettiği için hem de aklen zorunlu olduğundan kaçınılmaz görünüyor.
14.08.2016
Bağnazlar yaratmanın yolu düşündürmeden inandırmaktır! - Hidayet Kenyadakiyle Konyadakine eşit mesafededir. Allah torpil yapmaz! Hakkı aramayana hak, gerçeği kovalamayana gerçek nasip edilmez! Allah "Biz bu kitapta hiç bir şeyi eksik bırakmadık, ...Allahın kitabı adalet bakımından tastamamdir" diyor; onlar ise "Kitapta her şey var mi, şu var mi, bu var mi ha söyle" diye itiraz ediyor. Eksikliklerden munezzeh olan Allah'a eksik iş izafe etmek için adeta yirtiniyor. Hemen ardından da "Ölüm var, ne zaman namaza başlican ey Müslüman" diye millete buyurgan bir üslupla nutuk çekiyor. Kur'anda bahsi edilen "Başkasına öğüt verip kendilerini unutanlar" bunlar olmalı!
03.01.2016
 1 



 "Onların çoğu  
şirk koşarak inanır"
 

(Yusuf 106)

Elçi "Ben sadece bana vahyedilene uyarım" (En'am 50) derken "Sadece vahiy olmaz" demek elçiye itaat değil; itaatsizliktir. Elçiye itaat elçi gibi yapmakla olur. Gelenek bunu bile çarpıtmış, bu itaatsizliği elçiye uymak olarak yansıtmıştır.


Sorulunca "Din ilahidir" derler! Peki rivayetler ve ulema görüşleri ilahi midir? Öyleyse bunlar nasıl dinimiz oldu?


"O hükmüne kimseyi ortak etmez" (Kehf 26) ayetini okuyup da daha üzerinden beş saniye bile geçmeden "Peygamberimiz buyurdu ki... Filanca hazretleri buyurdu ki..." diyerek elçiyi ve ulemayı hükme / dine ortak eden bir ümmetiz!


Heyhat! "Ben sadece bana vahyedilene uyarım" (En'am 50) diyen bir peygamberin "Sadece vahye uyan sapıtmıştır" diyen ümmetiyiz!


"Kahrolsun o zan ve tahminle yalan söyleyenler"(Zariyat 10)

Dinde vahiy hariç her şey zandır. Onların ilim dedikleri esasında zandan ibarettir!


"Andolsun her şeyi açıklayan kitaba" 
(Zuhruf 2)

Onlara göre kitap açık değildir! Kulun izahına ve ilavesine muhtaçtır!


"Yoksa sizin bir kitabınız var da oradan mı ders çıkarıyorsunuz" (Kalem 37)

Onların din aldıkları bir çok kitapları var!


"Sana düşen şey ancak tebliğ etmektir" 
(Ali İmran 20)

Peki geleneksel dinde elçiye biçilen misyon sadece tebliğ midir?


"Rabbinizden size indirileni izleyin, O'ndan başkalarını dost edinerek izlemeyin! Ne kadar az öğüt alıyorsunuz" 
(A'raf 3)

Gerçek ne kadar açık;
değil mi?


"O kendi aklından konuşmaz. Onun konuşması ancak kendisine bildirilen vahiyledir" (Necm 3-4)

Hadis ve sünnet demek -bunlar vahiy olmadığına göre- elçi vahiysiz de yani kendi aklından da konuştu demek değil midir?


"Tehdidimden korkanlara bu Kur'an ile öğüt ver"
(Kaf 45)

"Kur'an ve..." denilmiyor, yanına başka bir kaynak ilave edilmiyor. "Kur'anla" deniyor.  Öyleyse din sadece Kur'an değil midir? Peki siz hiç sadece Kur'anla öğüt veren bir din adamı gördünüz mü?
Elçi gibi yapmadan elçiye itaat olur mu?


“Müşrikler az kalsın seni, indirdiğimiz vahyin dışına çıkarıp adımıza başka sözler uydurmanı sağlıyorlardı. Eğer bunu başarabilselerdi
seni dost edineceklerdi." (İsra 73)
Elçinin vahyin dışına çıkamayacağı açık değil mi?
Elçiyi yaşarken vahyin dışına çıkaramayanlar dini elçinin vefatından sonra Kur'anın dışına çıkardı!


"Allah'ın indirdiğiyle hükmetmeyenler kafirlerin ta kendisidir" (Maide 44)
Rivayetler ve ulema görüşleri indirilen midir?


"Onlara: "Allah'ın indirdiğine uyun!" dense, "Hayır, atalarımızı neyin üzerinde bulduysak ona uyarız!" derler. Peki, ataları bir şey düşünmeyen, doğru yolu bulamayan kimseler olsalar da mı?"
(Bakara 170)


"Elif, Lam, Ra. Bu bir kitaptır ki Hikmet sahibi her şeyden haberi olan tarafından ayetleri sağlamlaştırılmış, sonra da güzelce açıklanmıştır ki Allah'tan başkasına kulluk etmeyesiniz" (Hud 1-2)


"Sana Kitab'ı indiren O'dur. Onun (Kur'an'ın) bazı âyetleri muhkemdir ki, bunlar Kitab'ın esasıdır. Diğerleri de müteşâbihtir. Kalplerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onu tevil etmek için ondaki müteşâbih âyetlerin peşine düşerler. Halbuki Onun tevilini ancak Allah bilir. İlimde yüksek pâyeye erişenler ise: Ona inandık; hepsi Rabbimiz tarafındandır, derler. (Bu inceliği) ancak aklıselim sahipleri düşünüp anlar"
(Ali İmran 7)


"Bugün dininizi kemale erdirdim! Üzerinize olan nimetimi tamamladım"
(Maide 3)


"İleride Kur'andan sorulacaksınız"
(Zuhruf 44)


"Doğrusu onlar zandan başka bir şeyin ardına düşmüyorlar ve onlar sadece yalan söylüyorlar"
(Yunus 66)



Bir dinde Allah'tan başkası da buyuruyorsa o dinde 
"Allah'tan başka ilah yoktur" demenin artık bir anlamı kalmamıştır!

Çoğunluk doğrunun ölçüsü olsaydı en hak yolda Budistlerle Hinduların olması gerekirdi!

İlim denilince bilim anlama! Dinde ilim denilenlerin çoğu (vahiy hariç) zandır. Zan ise gerçekte bir kıymet ifade etmez!

"Allah katında insanların en kötüsü aklını kullanmayan sağır ve dilsizlerdir"
(Enfal 22)

"Kendilerine indirdiğimiz ve okumakta oldukları bu kitap onlara yetmedi mi?"

(Ankebut 51)

Bana yetti!
Sana?








"Din ne onun ne bunun dediğidir.
Din sadece Allah'ın dediğidir."

Muhammed İKBAL